Cemil Turan Bazidi’nin kitabı Kurdun Gözleri

Πέμπτη, Απρίλιος 27th, 2017 @ 3:39ΜΜ

Yunanistan’da yaşayan Doğubayazıtlı yazar Cemil Turan Bazidi’nin 2003’te Yunanca yayınlanan romanı Kurdun Gözü ve Cavên Gurgî adıyla Türkçe ve Kürdçeye çevrildi.

Mustafa Ergün– mergun@imp-news.com

IMPNews – Yunanistan’da yaşayan Doğubayazıtlı yazar Cemil Turan Bazidi’nin 2003’te Yunanca yayınlanan romanı Kurdun Gözü ve Cavên Gurgî adıyla Türkçe ve Kürdçeye çevrildi. Kitap, İran sınırında yaşayan Kürdlerin ‘kara yolculuklarını’ anlatıyor.

Ağrı’nın İran’a komşu Doğubayazıt ilçesinde dünyaya gelen yazar Cemil Turan Bazidi, 1955’in Temmuz’unda dünyaya gelir. 1970 ve 80’li yıllardaki çalkantılar ve 12 Eylül Darbesi’nden sonra tutuklanan yazar, uzun süre hapishanelerde işkenceye maruz kalır. Asıl adı Selami Aytaş olan yazar, aldığı cezalar nedeniyle 1984 yılında Cemil Turan Bazidi adıyla Yunanistan’a mülteci olarak gider. Yurtdışında Türkiye’nin siyasilere yönelik baskılarından dolayı adını değiştiren yazar, daha sonra bu isimle Yunanistan vatandaşı olur ve Yunanistan Basın Bakanlığı’nda ve çeşitli gazetelerde çalışmaya başlar.

‘Yunanistan’da Kürd edebiyatı ekolünü oluşturdu’

2014 yılında Yunanistan’ın Kürdistan Kültür Ataşesi olan Bazidi’nin hayat hikâyesini, Yunan yazar Nikos Kasdağlis de ‘Ağrı Dağı Volkan Püskürüyor’ adıyla romanlaştırmış. Yazarın Yunanca yazdığı ve yayımlanmış 6 kitabının yanı sıra, aralarında Kemal Burkay’ın Kürdler ve Kürdistan kitabının da olduğu birçok çevirisi de bulunmakta.

Bazidi, gerek 32 yıllık Yunanistan’daki hayatıyla, gerek Yunanca yazdığı kitaplarıyla, Yunanistan’da “Kürd edebiyatı ekolünü oluşturan kişi” olarak tanınmakta.

Yazarın Τα Μάτια του Λύκου (Ta Matia Tu Likou) adıyla 2003’te yayınlanan kitabının Türkçe ve Kürdçe çevirisi, Tahirxan Giravî’nin çevirisiyle Ayrıntı yayınlarından çıktı.

 

Ağrı Dağı’ndan 32 yıl uzak kalmak

Ömrünün neredeyse yarısı Kürdistan’dan uzakta geçen yazar, bu uzaklığın sadece bedensel olduğunu, ruhsal olarak ömrümün bir saniyesini bile Kürdistan’dan uzakta geçirmediğini söylüyor:

“Ülkemden, halkımdan, aile bireylerimden, tüm sevdiklerimden uzak olmanın acısı ve nostaljisini tarif etmek gerçekten çok zor. Bunları anlatabilecek edebi kelimeleri bulmakta şu an zorlanıyorum. ‘Çeken bilir’ ne kadar da güzel bir halk tabiridir.”

Doğubayazıt’ın İshak Paşa’ya ve heybetlisi Ağrı Dağı’na bakan pencerelerden 32 yıl boyunca uzak kalmak… Yazar, “Gurbet bana nostalji ile yaşamayı, zorluklara göğüs germeyi öğretti” deyip, Hasan Hüseyin Korkmazgil’in dediği gibi, deyim yerindeyse ‘acıyı bal etmeyi’ öğrettiğini söylüyor. İnsan hayatındaki bu tarifsiz uzaklık ve özlem için Bazidi, “Asırlara kök salmış büyük bir ulusun evladı olmanın ağır sorumluluklarını omuzlarıma yükledi” diyor.

 

‘Ağıtları ninni olarak dinledim’

Doğubayazıtlı ve Serhat bölgesi çocuğu olarak, Doğubayazıtlıların ‘Xanî Baba’ dediği Ahmedê Xanî’nin gölgesinde büyüdüğünü söyleyen yazar, Mem û Zîn ve Nûbihara Biçukan (Küçüklerin Baharı) ile edebiyatla tanıştığını belirtiyor. Yazar, Ağrı isyanı sonrası söylenen hikayeler ve Zilan katliamının ağıtlarını ninni olarak dinlediğini ifade ediyor.

Cemil Turan Bazidi’nin ilk denemesi de, 1974 yılında Kore Savaşı’na katılan ve yaralı olarak dönen bir hemşerisinin bendirle çalıp söylediği ağıtları kasete almakla başlamış. Fakat bu ağıtlar kâğıda dökülmüş olmasına rağmen ancak 2013’te ‘Tanrı’nın unuttuğu yer’ adıyla yayınlanmış.

Hayatının büyük bir bölümünü Yunanistan’da yaşayarak geçiren yazarın kitaplarına bakıldığında, hafızasındaki Kürdistan resmi bütün tazeliği ve ayrıntılarıyla seçilebiliyor. Bazidi, ruhsal olarak ömrümün bir saniyesinin bile Kürdistan’dan uzakta geçmediğini belirtiyor. Bölgede yaşanan acıların çok taze olduğunu belirten Bazidi, bu acılara her gün yenilerinin eklendiğini ve duyarlı hiçbir Kürdün bunları hafızasından silemeyeceğini ifade ediyor.

Şiire ve ağıda dönüşen kara yolculuklar

Yazarın Yunanca aslından Türkçe ve Kürdçeye çevrilen son kitabı Kurdun Gözleri, Doğubayazıt’tan sınırı geçip İran’dan mal getiren bir grup kaçakçıyı konu ediniyor. Hikâyenin kahramanı Danyal ve arkadaşlarıyla sıkı ilişkileri ve tehlikeli yolculuklardaki cesaretleri anlatılırken, bölge insanının yiğitlikleri ve mertlikleri işleniyor.

Kitapta Danyal ve Zilan’ın aşkıyla hem kültür ve gelenekleri işleyen yazar, Kürdlerin tarihsel belleğinde yer eden olayları da, anlatılan hikâyeye nakış gibi işliyor.

Hafızada canlı bir fotoğraf gibi kalan bu hikâyeler sorulduğunda, her Doğubayazıtlının bu ‘kara yolculuklar’a az veya çok şahit olduğunu belirtiyor yazar ve şöyle devam ediyor:

“Çocukluk yıllarımda şahit olduğum kara yolculukların otantik ve bir mitos yanı vardı… Zikzaklar çizerek ölüme gidilen bu yolculukların şiirsel, bazen de ağıda dönüşen boyutu vardı.”

Kürdleri ayıran suni sınırlar

Kürd coğrafyası, Türkiye, İran, Irak ve Suriye arasındaki suni sınırlarla dörde bölünmüş durumda. Bu sınırlar siyasi haritalarda renk tonlarını birbirinden ayırmakla kalmıyor, bir toplumun duygu, düşünce ve kültürünü de zamanla aşındırıyor. Ancak Kürdler için bu sınırlar hiçbir zaman o kadar belirgin olmadı aynı zamanda. İşte Cemil Turan Bazidi’nin kitabında bu ‘kara yolculukları’ motive eden akrabalık bağlarını görüyoruz.

Yazar, bu sınırların sadece toprağı değil; halkın yazgısını, yaşamını, anılarını da böldüğünü ifade ederek, son dönemde Türkiye’nin Rojava sınırına ördüğü duvarı hatırlatıyor ve tel örgüler, mayın tarları, askeri karakolların Kürdler için hiçbir zaman gerçek bir sınır olmadığını, bu sınırların suni sınırlar olarak kaldığını kaydediyor.

‘Nefretten, kinden uzak çağdaş bir destan’

Yunanistan’ın önde gelen gazetelerinden Elefterotipia, 20 Mart 2003 tarihli nüshasında şöyle diyor yazar için: “Cemil bizleri Kürdistan’ın geçit vermez sınırlarına, dağlarına, ovalarına götürüyor. Kürd halkının örf ve adetlerini tanıtıp, yaşamının gizemlerini gösteriyor. Çağdaş bir destan. Nefretten, kinden uzak. Olayları en yalın şekli ile anlatımıyla barıştan yana çağdaş ve o kadarda yurtsever, ilerici bir yazar olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.”

Kitapta Kürdlerin devletle girdikleri ilişki biçimleri de birçok boyutuyla gözler önüne seriliyor. Hem karşı duranı var, hem işbirlikçisi var hem soyutlanmışı var. Kitaptaki karakterlerden Danyal, İmam ve Tahir, yazarın okuyucunun kendini bulması için yer verdiği etnolojik karakterler olarak öne çıkıyor.

‘Sınırların giyotini altında aşk’

Kurdun Gözleri’nde bölge insanının yiğitliğinin yanı sıra, aşklarının gerçekliğini de okuyoruz. Siyabend ile Xecê’nin aşkı gibi Danyal ile Zilan’ın aşkı da yörenin mitolojik yapısıyla harmanlanıyor. “Günümüzde çok şey değişti” diyor yazar, “Fakat bölge insanının yiğitliği ve aşklarının gerçekliğinin kendini koruduğuna inanıyorum” diyor. Modern toplumun aşklarında destanlar aramanın artık çok zor olduğunu düşünen yazar, bunun imkânsız olduğu fikrine de yanaşmıyor. “Elbet olabilir” diyor.

To Vima gazetesinin 10 Mayıs 2003 tarihli nüshasında ise Kurdun Gözleri’yle ilgili şu ifadelere yer veriliyor: “Sınırların giyotini altında aşk, asırlardır baskı ve zülüm gören bir halkın tarifsiz destanı, kendi geleceği ve umutları için mücadelenin simgelendiği çağdaş bir roman.”

Kitap, Ahmed Arif’in Otuz Üç Kurşun şiirinin romanı gibi adeta. Kürd yazarların birbirine yakın ruh haliyle yazdıkları birikimini, “Aynı acıları yaşayan insanlar olarak ortak duygu birikimimiz olması çok doğaldır” sözleriyle özetliyor. Yazar, “Ahmedê Xanî, Feqîyê Teyran, Melayê Cizîrî, Cigerxwîn, Yaşar Kemal ve yüzlerce Kürd yazar ve düşünürüne sahip olmamız en büyük hazinemizdir” diyor.

 

‘Halkımın mücadelesini en geniş kesimlere tanıtmak istedim’

Kürd yazarların çoğu eserlerini maalesef bulundukları ülkelerin diliyle yazıyor. Bu konuda ilk sırayı Türkçe alıyor. Türkiye edebiyatın motor gücünü neredeyse Kürdler oluşturuyor. Cemil Turan Bazidi de eserlerini Yunanca kaleme alıyor. “Benim eserlerimi Yunanca yazmak bir tercihten ziyade bir mecburiyetti” diyor ve önemli iki

http://imp-news.com/tr/news/32500/cemil-turan-bazidinin-kitabi-kurdun-gozleri

Posted by
Categories: Λογοτεχνία, Συνεντέυξεις
Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

No comments yet. Be the first!
Leave a Reply

Translate »