25 Eylül: Kürdistan devletinin doğum tarihi

Τρίτη, Ιούλιος 25th, 2017 @ 1:45ΜΜ

25 Eylül: Kürdistan devletinin doğum tarihi

Cemil Turan Bazidi

basnews.com

Bundan birkaç gün önce 8 Temmuz günü doğum günümdü. 34 yıl ülkesinden ve sevdiklerinden zorunlu olarak ayrı yaşayan biri olarak, iyi ve kötü günlerimde yanımda olan dostlarıma teşekür mesajı yazdım… ‘Bu tarihte son olarak yaş günümü kutluyorum, çünkü inanıyorum benim gibi milyonlarca Kürdün bundan sonra doğum günü 25 Eylül΄dür’.

Binlerce yıla tarihi dayanan kavim bir millet, onlarca devlet kurup hüküm sürmesine rağmen yüz yıla yakındır parçalanıp devletsiz bırakıldı, imha pılanları   zalimce uygulandı. Katliamlar, sürgünler, idam sehpaları, zehirli gazlar ulusumuzun özgürlük ateşini sondürmeye yetmedi. Ulusal onuru, özgürlük aşkı için şehit kanı ile sulanmayan bir karış vatan toprağı kalmadı.

Yok sayıldık, kültürümüz, tarihi değerlerimiz yağmalandı, ana dilimiz unutturulmak istendi, en barbar asimilasyon politikalarına maruz kaldık. Öldürüldük, işkence tezgahlarından geçtik, kırıldık ama eğilmedik. Bunları bilmeyen yok.

Yılların mücadelesi ve fedakarlıkların sonucu olarak ülkemizin bir parçası olan Kürdistan Bölgesinde devletleşme fırsatı çıktı, bunu 2003’ten beri başarılarla sürdüren Kürdistan Hükümeti, Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde bile olmayan demokratik yöntemleri başarı ile hayata geçirdi. Parlamentonun oluşu, azınlıkların parlamentoda temsil hakkı, azınlık dillerine tanınan haklar, inanç özgürlüğü, farklı kültürlere gösterilen destek ve hoşgörü, sınırlı olanaklara rağmen ülkenin kahramanca savunulması ve ulusal birliğin oluşması için gösterilen çabalar. Tüm bunlar henüz bağımsız ve özgür olmayan, baskılar ve engellemeler altında olan Devletiz bir devlette başarı ile yapıldı.

Bağımsız, özgür bir Kürdistan devleti nedir ve ne yapacak? Devlet, çağdaş anlamıyla, belirli bir ülkede yaşayan insan topluluğunun, egemenlik ve bağımsızlık temelinde oluşturduğu siyasal bir örgütlenmedir. Devlet, uygarlığa geçiş, artık üretimin gelişmesi ve toplumsal katmanlaşmanın derinleşmesi örgütlenmesidir.

En eski devlet kuramcıları sayılan Platon ve Aristoteles’e göre devlet, bütün bir insan topluluğunun siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik gereksinmelerine en iyi yanıt verebilecek, böylelikle daha iyi bir yaşamı gerçekleştirebilecek tek örgütlenme biçimidir. Toplumun uyum içinde bir arada yaşaması için gerekli olan devletin ideal biçimi bütün yurttaşlarca yönetilenler biçimi yani demokrasi ( demokratik devlet) biçimidir.

Eski Yunan’ın devlet anlayışı, çağdaş devletten çok, günümüzde genellikle ortak dil, kültür ve tarihi paylaşan insan topluluğu biçiminde tanımlanan ulus kavramına yaklaşıyordu. Bütün yurttaşların hak ve yetkilerini belirleyen hukuksal bir düzen kavramına.

Devletler yasalarla yönetilir, inanç özgürlüğü ve mülkiyete saygı gösterilir, kısacası yönetenler yönetilenlere karşı sorumludur.

Alman düşünürü Hegel devleti siyasal örgütlenmenin en yüksek biçimi olarak tanımladı. Hegel için evrenselliği temsil eden devlet özgürlüğün somutlaşmış biçimiydi; birey gerçek özgürlüğe ancak devlet içinde kavuşabilirdi.

Güney Kürdistan devletleşme yolunda adımlar atarken, buna karşı olanlar sadece Kürdistan’ın diğer parçalarını ellerinde tutan sömürge devletler değil bazı Kürtlerin ve Kürt partilerin de yer alması şaşılacak bir durum değil.

Sömürgecilerin neler kaybedeceklerini anlatmaya gerek yok. Özgür, bağımsız ve demokratik bir Kürdistan devleti sadece Kürdistan’ın diğer parçaları için domino olmayacak,   yıllardır egemenliklerinde tutukları Kürdistan’ın yeraltı ve yerüstü zenginliklerini kaybedecek, Kürdistan devletinin yüksek insan hak ve değerleri,  demokratik işlevselliği  bu bölgelerde yeni bir ‘özgürlük rüzgarı’na sebep olacaktır.

Kürt partilerinden bazılarının devlet istememesi şayet güdümlü olduğu devletin istemi değilse, kendi hakimiyetleri altında parsellenen Kürdistan parçasını kaybetmemek ve anti-dimokratik, despotik parti uygulamarı neticesi imtiyazlarını yitirmemek için gösterdikleri bir yaklaşımdır.   

Herkes ‘Özgür Kürdistan devletinde eşit haklara sahip bir vatandaş mı, yoksa parti otoritesine bağımlı bir ‘militan, gerilla, mürit’ mi olmak istiyoruz?’ sorusunu    kendine sormalıdır…

25 Eylül’deki bağımsızlık referandumu Kürdistan’ı vatanı kabul eden tüm Kürtlerin ortak meselesidir, yurtseverlik ölçüsünün tartışılmaz mihenk taşıdır, bağımsızlık referandumu Kürtlerin bütün dünyaya ben de varım demesi  için tarihi bir fırsattır. Dünya konjonktüründe, bölgemizde ve Kürdistan içinde bundan daha uygun tarihi fırsat olamaz. Referandum için en uygun zaman 25 Eylül’dür.

Kürdistan özgür dünya devletlerinin bir parçası olacak, Bağımsız Demokratik bir Kürdistan devletinde yaşamak, parçası olmak, milyonlarca Kürt ve benim için yeniden doğmak demektir.

Gazeteci & Yazar

http://www.basnews.com/index.php/tr/opinion/konuk-yazar/365683?utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter

 

Posted by
Categories: Άρθρα
Tags: , , , , , , , , , , , ,

No comments yet. Be the first!
Leave a Reply

Translate »